Demokrasiden Sonra Neler Geliyor?

Demokrasiden Sonra Neler Geliyor?

Çeviren : Ahmet DOGAN

Birleşik Devletler’in bireysel özgürlük ilkeleri üzerinde çalıştığını ve bu temel özgürlükleri korumaya büyük önem verdiklerini söylesem, muhtemelen doğru kabul edersiniz değil mi? Ve bu özgürlükler ve bu sistem dünyanın en güçlü ülkesini oluşturmaya yardım etti, öyle değil mi? Bu faydalı sisteme liberalizm denir ve Wikipedia’da şu şekilde tanımlanır: “Özgürlük ve eşitlik fikirlerine dayanan bir siyaset felsefesi ya da dünya görüşü.”

Bu sistem, hep bildiğimiz değerleri geliştirir: konuşma özgürlüğü, basın özgürlüğü, demokratik seçimler için oy kullanabilme ve kendi hayatınızı nasıl yaşayacağınızı seçme hakkı. Ve ben bunu okuyorsanız muhtemelen liberalizmi sevdiğinizi varsayıyorum. Batı Dünyası’nda uygulanan bu sistem modern demokrasileri oluşturmak ve uygulamaya yardımcı oldu ve modern tıbbın, kompleks gıda tedarik zinciri sistemimizin ve Google’ın yaratılmasına yardımcı olan kapitalizme mükemmel bir eşlik ediyor.

En çok satan kitaplar Homo Sapiens ve Homo Deus’un yazarı Yuval Noah Harari, liberalizmi hümanizm diye adlandırdığı mercekle anlamamıza yardımcı oluyor. Esasen Tanrılara ibadet etmekten insanlara ibadet etmeye geçtik. Hümanizm, hiçbir insanın diğer bir insanın yaşamından ve bireysel özgürlüklerinden daha yüksek bir değere sahip olmadığını belirtir. Liberalizm bağlamında, bu yüzden bireylerin oylarının önemli olduğunu ve müşterinin her zaman haklı olduğunu söyler. Hümanizm ise özgürlüklerinizi ve toplumdaki benzersiz katkılarınızı kutsal ilan eder. Hümanizm ideolojisi ve bunun da ötesinde liberalizm, 21. yüzyılda katlanarak gelişmemizi sağladı.

Liberalizm ve Hümanizm

Peki ya liberalizm ve hümanizm ikili sistemi değişirse ne olur? Kişisel özgürlük ve insan önemi ideallerini ne zaman ikincil hale getirir? Batılı ideolojideki eksiksiz bir değişiklik, göründüğü kadar mantıksız değildir. Çünkü bir şey hayatta olduğunuz sürece bir yol oluşturur, bu onun daimi şekilde devam edeceği anlamına gelmez.

İnsanın hayatına ve özgürlüğüne en büyük önemi veren bu ideallerin zaman içinde nasıl değişebileceğini anlamayı ve keşfetmeyi doğrusu çok merak ediyorum. Harari’nin Homo Deus’ta tanımladığı fikirlerin çoğunu ödünç aldım ancak kendi lensimle keşfetmeye çalıştım. Bir uyarı olarak, mutlaka aşağıda tarif edilenlerin kesin olarak olacağını söylemiyorum, aksine batı dünyasının bundan 50 yıl sonra neye benzeyeceğini ciddi olarak düşünmenizi istiyorum.

Günümüzde, liberalizm ve demokratik ilkelerimiz, biyoloji, ekonomi ve tabii ki teknoloji alanlarındaki gelişmelerin tehditleri ile karşılaşmaktadır.

A. BİYOLOJİ

Harario, Homo Deus’da, biyolojide atılımlarla kendini ve özgür irade hakkındaki sıkı tutulan fikirlerimizi çürütmesi nedeniyle liberalizmin sonunun yakın olabileceğini tartışmaya açıyor. Liberalizm ve özgürlük ilkelerimizi ayakta tutabilmek için, insanlar özgür seçimler yapma kabiliyetine sahip olmalıdırlar. Özgür seçimler olmadan, özgürlük kimin umurunda olur?

Fakat gerçekte bu özgürlük bir illüzyondur. Hepimiz özgür olduğumuzu hissediyor ve kendimize özgü biriymişiz gibi hissediyoruz, ancak bilim aksini söylüyor. Beyin, psikoloji ve sezgi alanındaki çalışmalarımızdan sonra, beynin kendisinin biyokimyasal süreçlerle yönetilen başka bir organik madde parçası olduğuna karar verdik. Kendisi mi? İngiliz filozofu Alan Watts‘in “Güvensizlik Bilgisi”nde işaret ettiği gibi gerçek bir benlik yoktur: yalnızca bir fiziksel “kendine” ait herhangi bir şey olmaksızın değişen ve akabilen bir bilinç akışı. Bu durumda kendi benini statik, eşsiz “ben” olarak değiniyoruz.

A.1. Beyin – Algı

İtiraf etmeliyim ki, bunu kavramak benim için çok zor, ama mantıklı. Gerçekten, insanlar beyin konusunda neredeyse hiçbir şey bilmiyorlar. Biz sadece beyinleri eğiten beyinleriz. Bununla birlikte, statik bir öze işaret eden herhangi bir kanıt bulamadık. Ve beyin; sebep ve sonuç ve fizik tarafından yürütülen bir dizi biyokimyasal süreç için sadece bir evse, esasen yaptığımız ya da yapacağımız her şey olamaz ya da başka bir yol olamazdı. Bu düşünce, determinizm olarak bilinir – tüm olayların veya durumların bir önceki evrimin yol açtığı, yani evrenin başlangıcına kadar geri gelmesi.

İnsan biyolojisi
1. Biyolojik Gelişmelerin Etkisi

Determinizmi doğal seleksiyon bağlamında tartışmak bunu daha açık hale getirecektir umarım (tabi doğal seçime inanırsanız). Milyonlarca yıldır hayvanlar, hayatta kalmak konusunda daha sağlam ve ustalık kazanmak için evrilmiştir. Yemek arzusu olan ya da anormal derecede uzun gövdeli yüksek dallarda yiyecek bulabilen filler, genlerini yavrularına geçirecek ve yaşayacaklardır. Küçük, tembel filler hayatta kalma ve açlıktan ölme ihtimalini ortadan kaldıracak, dolayısıyla genlerini küçük, tembel fillerin gelecek nesillerine geçirmiyorlar. Bu genler hayvanların hayatta kalmasını belirler. Genler, biyokimyasal süreçler vasıtasıyla fillere ne yapıp yapamayacaklarına “en iyi olanı” anlatmaya “talimat verirler”. Fillerin gerçekten özgür iradeleri olsaydı, doğal seleksiyon gerçekleşmezdi. Yemek için yüksekte olmak zorunda kalmayı hissetmediysen, en uzun gövdeye sahip olman önemli değil. Bu şekilde, doğal seleksiyon teorisi, determinizmin tanımladığı sebep ve sonuç zincirlerinin varlığını tanımamızı sağlar.

A.2. Liberalizm

Peki neden hepsi liberalizmde önemli? Çünkü önemli olan, özgür seçeneklerimiz tamamen özgür değilse ve fizik gelecekteki eylemlerimizin kararlı olacağını bildirirse, bilim, liberalizmin ve toplumumuzun temeline büyük bir katkıda bulunur; özgürlüğün değeri. Özgürlük hakkındaki temel inançlarımız geçerli değilse, mevcut demokratik sistemimizde nasıl gelişebiliriz? Yani bedensel bir eksiklik, gündelik algılamalarımızın kabul ve koruma değerinde olmadığı anlamına mı gelir?

Bu konuda iki düşünce ekibi var: Birincisi, determinizmin yaygın bir inancının insanların bencilliklerini “benim hatam değil” diye bağırmalarını ve ahlaksızca davranmalarını sağlayacaklarını anlatıyor. Profesör Kathleen Vohs, daha sonra Utah Üniversitesi’nde, determinizm konusunda daha güçlü bir inancın olduğu kişilerin işyerinde aldatmaya, çalmaya veya tembel olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteren çalışmalar yürüttü. Eylemlerinden sorumlu tutulamayacaklarını hissedenler, uzun zamandır devam eden ahlaklarından saptılar.

A.3. Determinizm

İkinci olarak, önde gelen filozof ve yazar olan Sam Harris, başkaları tarafından yapılan deterministik kararları görürsek, daha akılcı ve öfke ya da intikam olmadan cevap verebileceğimize inanıyor. Birisi bize haksızlık yapmış olsaydı, başka türlü davranamayacaklarını ve öfkeden ziyade merhametle cevap vereceğini anlıyoruz. Aşırı uç bir örnek olarak, 11 Eylül’de yapılanlar konusunda yaygın bir determinizm inanca sahip olursak, hükümetimizin verdiği tepki, diz çökmek ve duygusal davranmak yerine, daha rasyonel ve hesaplanmış bir yanıt olurdu.

Her ne kadar iki düşünce ekipleri de ana akım haline gelirse, determinizmin arkasındaki bilim nedeniyle yakın gelecekte liberalizm ilkelerimizden radikal bir değişim beklememeliyiz. Harari’nin dediği gibi, “Bilimin, ahlakî yargıları (ideolojilerin) çürütme veya doğrulama kabiliyeti yoktur”. Belki de beyin anlayışımız derinleştikçe önümüzdeki 10-20 yıllık süreçte, kesinlik konusundaki kör inancımızı yavaş yavaş kaldırmaya başlayacağımız özgür iradeden ve mevcut ideolojilerimize ve sistemlerimize gömüyoruz. Bununla birlikte, hayatın deterministik bir görünümü hala bu liberal özgürlük düşüncesini devam ettirebilir: iradenin özgürlüğü değil, deterministik geleceğinizi ortaya çıkarmak için özgürlük.

B. Ekonomi Bilimi

Pekâlâ, insan özgür iradesine ve bireyin kendisine karşı güçlü bir bilimsel davanın bulunduğunu tespit ettik. Bu tespit, politikacılar, iş adamları veya bilim adamları tarafından zekice boyanırsa, liberalizm ideolojimizi devirebilir: ama emin değilim. Ufukta yaşanan köklü ekonomik değişimler, liberalizmi yaratan özgürlük ve bireysellik ideallerini pencereden dışarı atarak, yeni bir yabancı ideoloji yaratma ihtimalini artıracaktır.

B.1. Ekonomi ve Yapay Zeka

Makinelerin yükselişini ve insanların şu anda iyi durumda olduğu yüzlerce milyon işin yerini nasıl algılayacağını bilen bir Yapay Zekanın alacağını duyduk. Elon Musk bile bu konuda endişeli. Gidilecek ilk işlerden/mesleklerden bazıları kamyon sürücüleri ve taksi şoförleri özerk araçlarla değiştirilebilir. Ancak, daha önce algoritmalar, işin büyük bir bölümünü bizden daha iyi bir şekilde gerçekleştirebildiğinde, hukuk ve tıp gibi ustalık kazanmak için yıllarca çalışmış olan diğer meslekler 15 yıl içinde eskimiş hale gelebilir.

yaşamın katma değeri
2. Ekonomi Bilimi

Teknolojistler ve Nick Bostrom gibi filozoflar tarafından öne sürülen bir üst bilge hakkında konuşmuyorum, muazzam miktarda veriyi tarayabilen, desenleri bulabilen ve bir grup insanın gerçekleştirmesi için bir yıl sürecek bir öneride bulunabilecek inanılmaz derecede sofistike algoritmalar hakkında konuşuyorum. Şu anda bile, bilgisayar bilimcileri, başlangıçta oluşturdukları algoritmaların gerçekten nasıl çalıştığına dair kavrayışlarını kaybetmeye başlamışlardır. Onlar kara kutulardır. Bu algoritmaların nasıl çalıştığını anlayamadıysak, yetenekli ya da vasıfsız olsun, işlerimizde onlardan daha iyi olmamız gerekiyor mu?

B.2. Liberalizm ve Kapitalizm

Ekonomi Bilimi, algoritmaları işleri yapabildiğimizden daha etkili bir şekilde yapmaya başlayınca, liberalizmin temellerini baltalamaya başlayacaktır. Yine, liberalizm bireysel haklar, özgürlükler ve insan hayatına son derece önem vermektedir. Liberalizm bu değerleri özellikle taşıyor; çünkü kapitalizm ve serbest pazar, bireylerin hem bir üretici hem de değer tüketici olarak katıldığı bir toplumda daha iyi çalışıyor.

Ancak bu, liberalizm için nüfusun önemli bir bölümünün ekonomik değer sunma yeteneklerini kaybedip basitçe bir algoritmadan daha iyi bir iş yapamayacağı anlamına mı gelir? Kapitalist bir toplum, bireysel özgürlükleri mümkün kılar – paradoksal olarak kitlesel iş kaybı ile özgürlüklerimizi sınırlar ve milyonlarca kişinin fırsatlarını azaltabilir.

B.3. Evrensel Temel Gelir

Bunun gibi senaryoları hafifletmek için, evrensel bir temel gelir fikri (UBI – Universal Basic Income) öne sürülmüş ve Finlandiya, Hollanda ve Kanada gibi ülkeler tarafından zaten ciddi şekilde incelenmiştir. Esasen, ABD’deki her yetişkin, hükümetten aylık olarak belirli miktarda para kazanacak ve aç kalmadan veya evlerini kaybetmekten korkmadan istedikleri herhangi bir meskeni takip edebilecekti. UBI, nakit için basit meslek yerine tutkular sürdürme kabiliyeti ile insanların rahatça ve daha da mutlu bir hayat yaşayabilmelerini sağlamak için çalışır.

Bir yandan UBI, liberalizmin temel direğini güçlendirecek ve milyonlarca kişiye istedikleri yaşam türlerini takip etme özgürlüğüne sahip olacaktır. Kitle iş otomasyonunda kaybolan özgürlükleri iyileştirmek için yararlı bir araç olma potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte, işsiz ile ekonomik üreticiler (algoritmaların sahipleri) arasındaki uçurum genişlemeye devam edecektir. Peki nüfusun bu kadar küçük bir kısmı gerçek ekonomik çıktıyı kontrol ettiğinde, liberalizm nasıl tepki verir? Ekonomik değer ve çıktının hepsi olmasa da en azından insanların algoritmaları ve küçük bir yüzdesi hesaplandığında demokratik seçimleri yönetebilir ve tüm bireylerin özgürlüğünü nasıl koruyabiliriz?

C. Teknoloji

Çok akıllı ve fazla sofistike algoritmalar kesinlikle milyonlarca insanı mesleklerinden ve ekonomiden uzaklaştırma potansiyeline sahiptir. Bir arabayı daha güvenli bir şekilde kullanabilen, binlerce yasal dokümanı birkaç saat içinde sindiren veya görsel açıdan çekici bir web sitesi tasarlayabilen bir algoritma, insanların gerçekten daha iyi olabileceğini yeniden düşünmemize neden olacaktır. Ancak, iş işlevlerini yalnızca sizden daha iyi yerine getiremeyen, ancak sizden daha iyi anlayan ve sizi tanıyan bir algoritma düşünürsek ne olur? Bu, algoritmanın bilinçli olduğunu söylemek değildir: Harari’nin dediği gibi, “… zeka bilinçten ayrılıyor”.

Bilmsel gelişmeler
3. Teknolojik Gelişmeler

Bir yan not olarak, burada, şuur, bir tecrübeyi yaşadıkça tanıma kabiliyetini ifade eder. Bilinç akışı, şu anki arzularımızı, hislerimizi ve deneyimlerimizi sürekli olarak fark edebilme yeteneğidir. Açıkçası, bilgisayarların bu yeteneği yok. Belli girdiler alıyor ve herhangi bir şey yaşamak veya hissetmeksizin belirli çıktılar üretiyorlar. İnsanlar da aynı şeyi yapıyor, ancak bu girdiyi işleme ve çıktı üretme konusundaki mevcut deneyimimizi tanıyor ve “görüyor”. Fakat bilinçliliğin ne olduğu konusunda güçlü bir bilimsel anlayışa sahip değiliz. Bu yüzden aslında sadece inanılmaz derecede sofistike algoritmaların olabileceği herhangi bir “zihin” eksikliği vardır.

C.1. Algoritmalar

Bilgisayar algoritmalarına geri dönecek olursak: Teknolojik ilerleme hızımız o kadar büyük ki yakın gelecekte hem büyük hem de küçük kararlarımız bir algoritma tarafından kararlaştırılabilecek ve büyük olasılıkla bir algoritma tarafından kararlaştırılacaktır.

‘Bu imkansız, bir algoritma beni ve benim en derin arzularımı, isteklerimi ve duygularımı nasıl bilebilir?’ diye düşünebilirsiniz. Aslında, biz zaten karar vermede bize yardımcı olan algoritmalar görüyoruz. Amazon’un önerilerine bakmanız yeterlidir. Herkesin, Amazon’un algoritmalarının size göstereceğini seçtiği benzersiz bir ana sayfasına sahiptir. Ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde, oldukça iyi çalışıyor. Yalnızca bize satılık milyonlarca öğenin bir kısmını gösteriyorlar, ancak algoritmalar (zaten!) bizi gerçekten umursamayacağımız kadar iyi biliyor.

C.2. Biyometrik Sinyaller

Bu önemsiz gibi görünebilir, ancak bu kişisel tercihlerdeki seviyeyi 10 yıl önce hayal edin. Duyulmayacaktı. Şimdi, bu tür teknolojilerin gelecek 20 yıl gibi görünebileceğini düşünün. Algoritmalar sizin için hangi işi, nerede yaşayacağınızı, hatta kiminle evleneceğini söyleyebilecekler. Özgür bireyler olarak yaptığımız kararlarımızın tamamı, bizim için çok güçlü algoritmalarla kararlaştırılmış olabilir. Algoritmalar biyometrik sinyallerinizi okuyabilir ve bu temelde sizin için gerçekten nasıl hissettiğinizi ve sizin için nasıl kararlar alacağınızı anlarsa, o halde gerçekten kendiniz için kararlar alacağınıza inanıyor musunuz?

Kendimiz için benzersiz/özgün bir birey olarak karar verme kabiliyeti ortadan kalkarsa, liberalizm ve özgürlük temelimiz ne anlama gelir? Harari şunu belirtiyor: “Liberalizm, sistem beni tanıdığımdan daha iyi tanıdığı gün çöker. Çoğu insanın kendisini iyi tanımadığı göz önüne alındığında, bu, gelebilecek tehlikelerden daha az zor. “

D. Sonuç

Bu fikirleri, liberalizm tarafından dikte edilen toplumun mevcut temellerinin kaybolacağına karar vermek yerine, çoğumuzun inandığı gibi sistemin inanılmaz olmadığını anlamak ve teknolojinin ve bilimin potansiyel olarak kendi hayatlarımızı ve diğer insanları bir bütün olarak nasıl olabileceğini incelemek istedim. Şu anda yaşadığımız toplumun değer ve temellerinin sonsuza kadar devam edeceğini kabullenmemeliyiz.

Özellikle 21. yüzyıldaki teknolojik ilerleme oranı ile, nereye gittiğimiz ve bir devrilme noktasına gelmeden önce politik, ekonomik ve sosyal yapılarımızı nasıl düzenleyeceğimiz konusunda doğru soruları sormaya ve kazmaya başlamamız önemlidir.

İyi haber şu ki farklı seçeneklerimiz var. Kesin olarak, algoritmaların bizi genel zekayı aşıp liberal ve demokratik toplumumuzu dönüştürebileceği ancak alternatif rotaların var olması mümkündür. “Wait but Why” sitesinden Tim Urban, Beyin-Makine Arayüzleri etrafında dönen olası bir alternatif rotayı araştırıyor. (Not: inanılmaz uzun ama çalışmaya değer).

Başka bir seçenek şu ki: “süper insanlar” oluşturarak bilgisayarlara ayak uydurmak istiyor muyuz? Beyni biyolojik olarak farklı zihin ve bilinç halleri yaratacak şekilde değiştirebilir miyiz? Eminim ki liberal temelli toplumumuzun gelişmeye devam ettiği veya henüz düşünmediğimiz diğer senaryoların olduğu başka birçok seçenek vardır. Mesele şu anda bu soruları düşünmeye başlamak ve her zamanki gibi bir iş beklemek değil; kendimizi görmeyi umduğumuz gelecekteki etkileri meydana getirmek için biyoloji, ekonomi ve teknolojideki ilerlemeleri şekillendirmeye yardımcı olabiliriz.

 

Kaynak: https://breathepublication.com/what-comes-after-democracy-8649f4a2d5d9

Ahmet Doğan
Follow Me

Ahmet Doğan

Araştırmacı - Yazar
Elektrik - Elektronik Mühendisliğinden 2014'te mezun oldu. Aynı alanda Yüksek Lisans eğitimine devam ederken, aynı zamanda ULUSLARARASI İLİŞKİLER lisans bölümünü okumaktadır. İnsan Hakları alanında ve Mülteci alanında Uluslararası bir Sivil Toplum Kuruluşunda çalışmaktadır.
Ahmet Doğan
Follow Me

Ahmet Doğan

Araştırmacı - Yazar Elektrik - Elektronik Mühendisliğinden 2014'te mezun oldu. Aynı alanda Yüksek Lisans eğitimine devam ederken, aynı zamanda ULUSLARARASI İLİŞKİLER lisans bölümünü okumaktadır. İnsan Hakları alanında ve Mülteci alanında Uluslararası bir Sivil Toplum Kuruluşunda çalışmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir